2021 Pandemi Bıkkınlığı

Son zamanlarda nasılsın sorusuna verdiğimiz ya da gerçekte vermek istediğimiz cevaplar; “eh, işte, şöyle böyle, nasıl olsun ya, hep aynı, işte bildiğin gibi”…

Photo by Ron Lach on Pexels.com

Pandeminin hayatımıza girişiyle birlikte bir çok şey değişti. Evden çıkarken yanımıza almayı kontrol ettiklerimizin arasına eklendi mesela maskeler; cüzdan, telefon, anahtar, maske, tamam.

Değişti değişmesine ama diğer taraftan da her şey sanki aynı gibi. Sanki heyecanımız, amaçlarımız azalmış ya da aynı kalmış gibi. Günlerimiz hep “eh işte” halinde geçiyormuş hissi. Tükenmişlik sendromu gibi değil çünkü hala enerjiniz var, depresyon gibi de değil çünkü tamamen umutsuz değilsiniz. Bu halin adı “languishing”. Depresyonda olmamak ama canlı ve heyecanlı hissetmemek. Pandemide neredeyse 2 yılı doldurmak üzereyiz. Ve bu halin bir çok kişinin iç dünyasında karşılığı olduğunu düşünüyorum. 

2002 yılında sosyolog bir araştırmacı olan Corey Keyes tarafından ortaya atılan bu kavram pandemiyle birlikte tekrar gündeme geldi ve galiba 2021 yılının en sık ve en yoğun yaşanan hissi olacak. Makalenin tamamını okumak isteyenler buraya tıklayarak ulaşabilirler.

Türkçe karşılığı baygın, mahzun hali kalmamış languishing halinde kişi yoğun bir şekilde boşluk ve durağanlık hislerini yaşar. Kendini sıkışmış, büyük bir belirsizliğin içinde amaçsızca yaşıyor gibi hisseder. Karar vermekte, odaklanmada zorlanır. Olup bitenlere dair sanki hiç bağlantınız ilişkiniz yokmuş gibi, çoğu zaman “ne anlamı var ki?” diye sorarsınız içinizden. Kendi kayıtsızlığınıza bile kayıtsız kalırsınız. 

Kendi başına bir hastalık olmasa da majör depresif bozukluk ve kaygı bozukluğunun habercisi olabilir languishing. Bu yüzden daha büyük bir sorun haline gelmeden bu sorunu farketmek ve bununla ilgili önleyici adımları atmak çok önemli. 

Eğer siz de günleriniz birbirine karışmış, sisli bir camın ardından bakıyormuş gibi hissediyor, hiç geçmeyecekmiş gibi gelen akut ıstırap ve kronik durgunluk halleriniz varsa kendinize yardım etmek için şu adımları uygulayabilirsiniz:

*Öncelikle hissettiğiniz duyguyu isimlendirin. Araştırmalar gösteriyor ki zorlayıcı duygularla baş etmenin en iyi yolu duyguyu farkedip isimlendirmek. Burada YouTube üzerinden takip ettiğim terapist Emma McAdam’ın duygu işlemlemeyle ilgili videosunu iliştiriyorum;

*Size keyif veren aktivitelere daha çok zaman ayırın. Verimli üretken olacağınız şeyler olmak zorunda değil, yapmaktan keyif alacağınız şeyler olması yeterli.

*Daha önce hiç denemediğiniz şeyleri hayatınıza katın, böylece tekdüzelikten kurtulabilirsiniz. 

*Aynı anda tek bir işe odaklanın, bu sayede anda kalmanız da kolaylaşacaktır. Anda kalmak ve akışa bırakabilmek adına çeşitli mindfulness çalışmaları da eminim iyi gelecektir. Bu da yine rutinden çıkmak ve sinir sisteminde yeni bağlantılar kurmaya yardımcı olacağı için faydalı olacaktır. Zihni istediğiniz zaman istediğiniz şeye odaklayabilmenin yolu da meditasyon pratiğinden geçiyor. Yeni başlayanlar için çok faydalı olduğunu düşündüğüm değerli hocam Damla Dönmez’in meditasyon videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

*Yapılacak işleri küçük parçalara bölün, her birini tamamladığınızda kendinizi daha tatmin olmuş hissedeceksiniz. Erteleme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız Erteleme Davranışının 5 Nedeni adlı yazıma bir göz atabilirsiniz.

*Yazmaya başlayın. Düşüncelerinizi, duygularınızı, istek ve ihtiyaçlarınızı yazarak olan biteni açık ve somut bir şekilde görmek farkındalığınızı arttıracak, varsa sorunların çözümü için daha aktif rol almanızı sağlayacaktır.

*Gerektiğinde dinlenmek ve enerji toplamak için molalar verin. İş ve mola arasında dengeyi bulmakla ilgili önerilerim Evden Çalışırken Akışta Kalmanın 5 Yolu adlı yazımda.

*Sağlıklı beslenmeye, düzenli egzersiz yapmaya ve yeterli uyumaya lütfen dikkat edin. 

Sağlıklı, huzurlu günler dileğimle, sevgiyle..

Yorum bırakın