
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben hiç yurt dışında yaşamadım. Kısa süreli turistik seyahatler ve iş gezilerini saymıyorum çünkü biliyorum ki döndüğünde gidecek bir yerinizin olmasını bilmek çok farklı bir durum. Yine de meslek içinde edindiğim bilgiler ve dinlediğim danışan öykülerinden yola çıkarak bu konuda birkaç satır karalamak istedim.
Bana göre yurtdışına taşınma kararı almak muazzam bir enerji, iyimserlik, özgüven ve bağımsızlık gerektiren bir karar. İşte bu yüzdendir ki bu büyük hamleyi yapma cesareti gösterenler ilk başlangıçta yaşadıkları depresyon veya anksiyete belirtilerini halının altına süpürmeye çalışırlar. Çünkü başka bir ülkeye taşınmak hayatınızda alabileceğiniz en maceralı kararlardan biri olsa da beraberinde çok uzun bir stres paketi de getirir. Kültürel değişiklikler ve dil engellerinin yanı sıra, hastane randevusu almaktan, banka hesabı açtırmaya kadar en basit işlerde bile kendilerine yardımcı olmaları için yerel halka güvenmeleri gerekir ki bu da kişinin hali hazırda sahip olduğuna inandığı yetkinlik, yeterlilik duygularını zayıflatabilir.
Geçtiğimiz yıl içinde çok sayıda Türk göçmenle tanışma ve birlikte çalışma fırsatım oldu. Elbette hepsinin kişisel hikayeleri farklı olduğu gibi, göç etme süreciyle başa çıkma biçimleri de oldukça farklıydı. Farklı insanlar aynı koşullara farklı tepkiler verdiğinden, göçmenlerin hikayeleri de her bir kişi için benzersizdir. Ancak göç yine de en temelde herkeste ayrılık ve kayıp hislerini tetikler. Şu bir gerçek ki, göç etmek zaten değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğu, tetikleyici, zorlayıcı ve kendi içinde travmatik bir deneyim olabilir. Travmatik diyorum fakat bu kelime sizi korkutmasın. Travma deneyimlerinden sıklıkla büyüme ve dönüşüm ile çıkıldığından krizi fırsata çevirmek de mümkündür.
Göç her şeyden önce bir yeniden başlama hikayesidir. Yıllar içinde inşa ettiğiniz bir hayatı, içindeki tüm diğer unsurlarla birlikte geride bırakıp başka bir hayata doğru yeniden yola çıkmaktır. Sahip olduğunuz tüm kimlikleri yeniden yazmaktır. Okuduğunuz tüm okulların, bugüne kadar elde ettiğiniz tüm başarıların elbette bir anlamı var ama kendi ülkenizde. Eski yeri terk edip yeni yere gittiğinizde, kendinizi yeniden inşa etmek ve hatta kanıtlamak zorundasınız. Bu da göçmenin her zaman bir mücadele içinde olduğu anlamına geliyor.
Sosyal Ağ Oluşturmak
Bir yetişkin olarak arkadaş edinmek zordur. Yurt dışında arkadaş edinmek daha da zordur. Potansiyel dil engelinin yanı sıra, kültürel olarak da yabancısınızdır. Ve eğer arkadaş edinmek ve sosyal ağınızı geliştirmek için çaba göstermezseniz, bu ait olamama hissiyle kendinizi Netflix alemlerinde bulabilirsiniz.
Ayrıldığınız ülkenizde tanıdıklık vardır, güce sahipsinizdir, her türlü kaynağa nasıl erişeceğinizi bilirsiniz. Yeni yerleştiğiniz yerde ise her şeyi sıfırdan öğrenmek zorunda kalırsınız, tıpkı hayat bilgisi dersini ikinci kez almak gibi. Elbette kendi işinizi yapamamak, yardım istemek zorunda kalmak ilk başlarda moral bozucu olabilir. Bu adaptasyon ve öğrenme sürecini daha kolay atlatabilmek için sosyal destek sistemlerinizi güçlendirmek çok önemli. Çünkü bir destek ağından yoksun yaşamak izolasyon ve yalnızlık duygularına yol açacağı gibi konut bulma, sağlık sisteminden yararlanma, bürokratik işlerle uğraşma gibi daha hayati alanlarda çözüm bulmakta da zorlanmak anlamına gelecektir.
Tüm bu zorluklar yurt dışında yaşamayı yıldırıcı bir deneyim haline getirebileceğinden, güçlü bir destek ağı oluşturmaya başlamak yapılacak ilk işlerden olmalıdır. Bunun yollarından biri, kişinin ilgi alanlarına veya hobilerine uygun yerel kulüplere ve kuruluşlara katılmaktır. Bu, yeni insanlarla tanışmak ve bağlantılar kurmak için harika fırsatlar sağlayabilir. Sosyal etkinliklere, buluşmalara, kurslara ve spor gruplarına katılmak da kişinin sosyal çevresini genişletmenin ve benzer düşünen bireyler bulmanın bir başka yoludur.
Diğer gurbetçilere ulaşmak da faydalı olabilir. Gurbetçiler genellikle benzer deneyimleri ve zorlukları paylaşırlar ve onlarla bağlantı kurmak bir topluluk ve aidiyet duygusu sağlayabilir. Sosyal medya grupları veya forumlar gibi çevrimiçi kaynakları ve toplulukları kullanmak da başkalarıyla bağlantı kurmak ve destek bulmak için yararlı bir yol olabilir.
Rutin Oluşturmak
Uzak bir ülkede her şeye yeniden başlamak zorunda kalmak, kişisel gelişime alan açan dönüştürücü bir olaydır. Bu deneyim, heyecan verici olduğu kadar zorlayıcı da olabilir.
Yeni yerleşilen yere adaptasyonun bir diğer ayağı da kabullenmedir. Evet, yaşanan zorluğun kabulü. Biz ancak zorlandığımızı kabul ettiğimizde kaynaklara yönelmeye başlarız. Ancak bunu kabul ettiğimde şu soruyu sormaya başlarım: Kendimi daha iyi hissetmek, bu zorluklarla daha iyi başa çıkmak için neye ihtiyacım var?
Geride bırakılan yerde fark etmemiş olsanız bile rutinleriniz vardır. Rutinler, bizim için aidiyet hissini, güven ve tanıdıklık hislerini arttıran şeylerdir. Bu yüzden eski rutinlerinize dönüp bir bakmak, “Bu rutinler bana nasıl hissettiriyordu, neden iyi geliyordu, hangi duyguları uyandırıyordu, vardığım yerde bu duyguları hissetmek için hangi rutinleri edinmeliyim?” gibi soruları kendinize sorarak keşfe çıkmak iyi olacaktır. Elbette yeni yerde eskilerle aynı rutinleriniz olmayacak, başka bir formda devam edeceksiniz. Deneye deneye, kendiniz keşfetmeye çalışarak, benzer olumlu hisleri uyandıracak rutinleri bulmak, güvende hissetmek için çok önemlidir. Bu anlamda güvende hissettiğiniz yeni yere kendinizi daha ait hissetmek ve oranın size eviniz gibi gelmesi daha mümkün olur.
İpucu:
Ülkenizden ayrılmış olmanız, tüm duygusal bağlarınızı koparacağınız anlamına gelmez. Yeni ülkenizde gerçekten iyi vakit geçiriyor olsanız bile, zaman zaman vatan hasreti çekmeniz doğaldır. Bununla başa çıkmanın en iyi yollarından biri, kendinizi kötü hissettiğiniz günlerde size çok ihtiyaç duyduğunuz endorfin desteğini sağlayacak eşyaları yanınıza almaktır. Bunlar fotoğraflarınız, sevdiğiniz, sizin için anlamı olan oyuncaklar, eşyalar olabilir. Özellikle bunları kaldığınız yerde sürekli görebileceğiniz yerlerde bulundurmak oranın eviniz gibi gelmesini kolaylaştıracaktır.
Ve tabii ki tüm bu zorlukların yanı sıra bu deneyimin ne kadar büyütücü olduğunu da vurgulamak önemli. Krizi fırsata çevirmek demiştik, bunun nasıl gerçekleştiğini açıklayalım. Göç ettiğiniz yerdeki bürokratik işler bittikten, tantana dindikten sonra oturup kendinizle kaldığınızda, kendi içinize döndüğünüzde kendinize nasıl da yaklaştığınızı göreceksiniz. Yurtdışında yaşamaya başlayanlarda benlik algısının zamanla güçlendiğini gösteren araştırmalar da var. Merak edenler için, ilgili iki yazıya buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
https://www.psychologytoday.com/us/blog/between-cultures/201806/far-away-home-closer-yourself
https://hbr.org/2018/05/how-living-abroad-helps-you-develop-a-clearer-sense-of-self
Travmatik Deneyimden Büyüyerek Çıkmak
Ve son olarak, bulunduğunuz yere başınızdan geçen belirli olaylarla, karakterinizin belirli özellikleriyle, hayatta yapmaktan keyif aldığınız şeylerle geldiniz. Ve şimdi bunlara yenilerini ekleme şansınız var. Başka bir ülkenin coğrafyasını, iklimini, mutfağını, kültürünü ve daha birçok heyecan verici ayrıntısını öğreniyorsunuz. Tüm bu yeni bilgiler sizi oradaki insanlardan, doğup büyüdükleri yerden hiç ayrılmamış insanlardan bir adım öne geçiriyor. Bu da hayatı algılayışınızda, olayları yorumlayışınızda, insanları gözlemleyişinizde kullandığınız filtrelerin daha sofistike hale gelmesi demektir. Bu da sürekli öğrenmek ve deneyimlemek anlamına gelir. Bu nedenle, yeni şeylere açık olmak, yeniyi kucaklamak ve kabul etmek için kendinize zaman tanımak en iyi yol olabilir. Yeni yönlerinizi deneyimleyerek kendiniz hakkında neler öğreneceğinizi asla bilemezsiniz. Yeni bir kültüre adım atmak, büyümek ve ufkunuzu genişletmek için sayısız fırsat sunar. Bu fırsatları kaçırmayın!
Travmalardan nasıl iyi sonuçlarla da çıkılabildiğinden bahsettiğim Travma ile Büyümek adlı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Ve son son olarak; verdiğiniz bu kararın sonsuza kadar sürecek bir karar olması gerekmediğini de unutmayın. Yurtdışında yaşamanın kalıcı olmak zorunda olmadığını, her şey kötüye giderse, kendinizi orada gerçekten mutsuz hissederseniz tekrar eve dönmenizin mümkün olduğunu da hatırlayın.
Uzun zamandır şarkı paylaşmadığımı fark ettim. Bugünün önerisi de Pentagram’dan gelsin. Keyifli dinlemeler.
