Sıkça Sorulan Sorular

Kişilik bozukluğu nedir?  

Kişilik bozukluğu olan kişiler, bazı kalıplaşmış düşünce tarzı ve tutumlarıyla bilişsel (kişinin kendisi, başkaları ve olayları algılayış ve yorumlamış şekli) duygusal (duygusal tepkilerin sıklığı, yoğunluğu, değişkenliği ve uygunluğu) kişilerarası işlevsellik (diğer insanlarla ilişkilerde yaşanan zorluk) ve dürtü kontrol (dürtü kontrol etmede zorluk) alanlarında belirgin problemler yaşarlar. Bu problemler özellikle diğer insanlarla ilişkilerinde ve iş yaşamlarında çok yıkıcı etkiler yaratır. Aslında kişilik bozukluğu herkeste çeşitli ölçülerde olabilen, ancak bazı özelliklerin esneklik göstermemesi ve hatta uyumu, işlevi bozucu nitelikte olması durumudur. Tanımlanmış 10 farklı kişilik bozukluğu vardır. Bunlar; Paranoid, Şizoid, Şizotipal, Antisosyal, Borderline (sınırda), Histrionik, Narsisistik, Çekingen, Bağımlı, Obsesif-Kompulsif kişilik bozukluğudur.

Antisosyal ve asosyal arasındaki fark nedir?

Bu kavramlar sıklıkla birbirine karıştırılır ancak aralarında önemli bir fark vardır. Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler toplum kurallarına uymayan, yalan söyleme ve suç eğilimi yüksek olan, dürtüsel ve yaptıklarından pişman olmayan kişilerdir. Asosyal kişiler ise sosyal ortamlardan sıklıkla kaçınmaya çalışan, kolay iletişim kuramayan ve bu yüzden yalnız olmayı tercih eden kişilerdir. 

Psikolojik olarak sağlıklı olduğumu nasıl anlarım?

Dünya Sağlık Örgütü zihinsel sağlığı, “bireyin kendi yeteneklerini gerçekleştirdiği, yaşamın normal stresleriyle baş edebildiği, üretken ve verimli bir şekilde çalışabileceği ve toplumuna katkıda bulunabildiği bir iyilik hali” olarak tanımlar. 

Bu noktada belki de sağlıklı olmadığını gösteren işaretlere bakmak iyi bir fikir olabilir.

Duygusal Yoğunluk: Bu işaretlerden belki de en önemlisi duygusal yoğunluktur. İçinde bulunduğun duruma uygun olmayan aşırı tepkiler vermek ve duyguların çok yoğun bir şekilde yaşanması şeklinde özetlenebilir. Bu durumu bizzat kendin hissedebileceğin gibi çevrenden “Buna da bu kadar tepki verilmez ki, biraz abartılı olmadı mı?” gibi geribildirimler alıyor olabilirsin. 

Katı Olumsuz Düşünce Alışkanlıkları: Yaşadığımız tüm duyguların ardında düşüncelerimiz vardır. Başımıza gelen yaşam olaylarını algılama ve yorumlama şeklimizi, hangi duyguyu ne şiddette hissedeceğimizi önemli ölçüde belirleyen şey düşüncelerimizdir. Bir bakıma düşüncelerimiz bizim dünyaya baktığımız gözlüklerimiz gibidir. Bu gözlükler olanı olduğu haliyle bize gösterebildiği gibi, kimi zaman da hatalı veya abartılı sonuçlara varmamıza yol açabilir. İşte bu tip düşünce alışkanlıklarına “bilişsel çarpıtmalar/yanlılıklar ya da düşünce hataları“ denir. 

Uyku ve Yemek: Uyku ve yeme davranışlarında farkedilir değişikliklerin olması örneğin her zamankinden daha fazla uyumak, gece uykuya dalmakta güçlük veya sabah çok erken saatlerde uyanıp tekrar uykuya dalamamak, iştahın eskisine kıyasla artmış olması, kilo almak veya tam tersi iştahın kapalı olması ve eskisi gibi yemek istememe durumları dikkate değer işaretlerdir. 

Depresif Hal /Çökkünlük: Hayattan zevk alamama, eskiden keyifle yapılan aktivitelerden artık keyif almamak, içe kapanma ve isteksizlik hislerinin eşlik ettiği durumlar başta depresyon olmak üzere bazı sorunların olabileceği ve aktif olarak çözüm aranmadığında tükenmişliğe yol açacağını düşündüğümüz işaretlerdir. 

İlişki sorunları: İlişkileri başlatma ve sürdürmede zorluk veya mevcut ilişkilerde çatışmaların ortaya çıkması, kendi başına kalma isteğinin ağır basması da bazı psikolojik güçlüklerin olabileceğini düşündürür.

Kaçınma Davranışı: Çözümlenemeyen, baş edilemeyen sorunlardan bir kaçış yolu olarak farklı bağımlılıkların geliştirilmesi de sıklıkla rastlanır bir eğilimdir. Çoğunlukla, alkol, sigara gibi maddeler veya alışveriş, bilgisayar oyunları gibi aktiviteler kişinin sorunlarıyla baş edecek gücü ve isteği bulamadığında yöneldiği davranışlardır. 

Psikoloğa ne zaman gidilmeli?

Psikoloğa gitmek için özel bir sorununuz olmasına gerek yoktur. Bazı kişiler yaşam kalitelerini arttırmak, kendi iç dünyalarını daha iyi tanımak, potansiyellerini keşfetmek, daha iyi ilişkiler kurmak, daha anlamlı bir hayat yaşamak ve hedeflerine ulaşmakta gerekli becerileri öğrenmek veya sadece bazı konularda farklı bir bakış açısına ihtiyaç duydukları için de terapiye başvururlar. Bunun dışında elbette herkesin hayatında zaman zaman gündeme gelen stres yaratan sorunlar oluşur, burada bakmamız gereken şey kişinin stresin üstesinden gelip gelemediğidir. Eğer kişi kendini bu sorunlarla başa çıkmaya çalışırken daha da çıkmaza girdiğini görüyorsa, yaşam kalitesinde düşüş ve insanlarla ilişkilerinde bozulmalar, iş performansında düşüşler ve tekrarlayan sorun örüntülerini yaşıyorsa profesyonel bir destek alması iyi olabilir