Psikoterapist Engin Geçtan, Hayat isimli kitabında şöyle der: “Büyük kent insanının sık kullandığı uyuşturuculardan biri de hız. Aynı şey, telaşsız da aynı sürede yapılabilir. Üstelik yapılacak şeye ayrılan zaman ve enerjinin bir bölümü seferberlik sırasında tüketilmeden… Ama hız, insanın içindeki boşlukla yüzleşmemesi için çağdaş normların da pekiştirdiği ve uyuşturucu niteliği kazandığında yavaşlatılması zor bir araç.”

Şehir hayatı bizi devamlı hareket halinde olmaya, daha fazlasını yapmaya iterken nasıl olur da yavaşlayabiliriz? Hıza böylesine bağımlıyken, hız elimizden alındığında dayanılmaz bir sıkkınlık ve boşluğun verdiği panik bizi kucaklar. Bunun en önemli kanıtı da sanırım özellikle pandeminin ilk haftalarında birçoğumuzun yaşadığı zorluk diyebiliriz. Bu yüzdendir ki bir süre sonra pandemi dönemi herkesin birbiriyle üretkenlik yarışına giridği bir hal aldı. Dışarıdaki hızlı yaşama tempomuzu kaybettiğimiz, elimizden bir şeyin gelmediği ve hiçbir şey yapamadığımız durumlarda ise suçluluk, panik ve kaygı kapımızı çaldı.
Bu döngüden kurtulmak için Hollandalıların ortaya attığı bir akım var: Niksen.
Dinlenmeye ve sıkılmaya izin vermek
Niksen bize bilinçli olarak hiçbir şey yapmamamızı ve bunu yaparken de suçluluk duymamayı öneriyor. İlk bakışta tembellik yapmaktan farksız gibi gelebilir. Ama farkı şu: bilinçli olmak. Bir çoğumuzun hayatı yavaşlamaya ve durmaya izin vermiyor olabilir. İş yaşamı, durduğunuz anda sizi diğerlerinin çok gerisine atmak için tehdit ediyor olabilir. Ne yazık ki sürekli meşgul ve sürekli ulaşılabilir durumdayız. Bu da beynimize ihtiyacı olan yenilenme fırsatını hiç vermiyor. Ama aslında enerji kazanmak ve üretkenliğimizi arttırmanın bir yolu da hiçbir şey yapmamak!
Peki nasıl yapılır bu “Hiçbir şey yapmamak”?
Öncelikle, bir şey yapmama hissini meşgul olma hissine tercih edin. Unutmayın ki bu üretkenliğinizi arttırmak için kazanmanız gereken bir beceri, bütün günü pijamalarınızla yatakta geçirmek değil.
Hiçbir şey yapmayarak, hiçbir şey düşünmeyerek belki sadece müzik dinleyerek ya da camdan dışarı bakıp etrafınızı izleyerek yapabileceğiniz bir şey bu niksen. Bir anlamda son zamanlarda neredeyse hepimizin hayatına giren mindfulness ve meditasyon kavramlarına benzer görünse de, niksen’de herhangi bir şeye odaklanma zorunluğu yok. Sadece hızlı tempoyu biraz yavaşlatıp rahatlamak ve boşalan enerji depolarınızı doldurmak var.
Eylemsizlik eylemi: Wu Wei
Eylemsizliği kabul etmekte zorlanan Batı kültüründen çıkan bu akımı araştırırken antik Çin öğretisi Taoizm felsefesinin Wu Wei kavramına rastladım. Çince’den dilimize çevrildiğinde eylemsizlik veya zahmetsiz eylem anlamına gelen bu kavram daha çok doğadan örnekler veriyor. Kastettiği şey boş boş oturmak değil, evrenin doğal ritmine ayak uydurmak. Bunun için doğaya ve doğala büyük saygı duyuyor, ve eylemsizlikten doğan benzetmeler kullanıyor. Örneğin, Wu wei’ye göre asıl olan akıntıya karşı değil akıntıyla birlikte yüzmek veya kendini olduğu duvara göre şekillendiren sarmaşık gibi olmak. Akan suyun önüne bir taş çıktığında etrafından dolaşması, kar yağışı altında söğüt ağacının dallarının ağırlıkla eğilip karın üstünden akıp gitmesi gibi örneklerle açıklamaya çalışılmış bu kavram. Yapmadan yapmak, zorlamadan var olan durumu kabul etmek ve akışa bırakmak..
Dünyadaki hiçbir şey su kadar yumuşak ve uysal değildir; ama sert ve çetin şeylere saldırdığında kimse ona dayanamaz.
Dao De Jing
Yapmamız gereken “hiçbir şey yapmamak” dendiğinde kulağa oldukça kolay gibi geliyor değil mi? Ama sürekli bir şeyler düşünmeye alışmış bizler için ilk denemeler zorlu olabilir. Yoga deneyimlediyseniz son dinlenme pozu şavasanada hareketsiz şekilde birkaç dakika bile kalmanın ne kadar zor geldiğini hatırlarsınız. Başlangıç olarak her gün sadece birkaç dakikanızı niksen’e ayırın. Eylemsiz eylem becerisini kazandıktan sonra da artık ihtiyacınız olan her an yapabilmeye başlayacaksınız.

hiçbir şey yapmiyoruz ki zaten
BeğenBeğen